Bisiklet SeçimiDağ bisikleti ülkemizde her geçen gün artan bir hızla popüler hale gelmeye devam ediyor. Yollarda dağ bisikleti süren insan sayısının son birkaç yılda ne kadar çok arttığını siz de farketmişsinizdir öyle değil mi?

Peki bisiklete (yeniden) başlamak isteyenlerin sayısı böylesine artadursun doğru seçimi yapabilmek için ne gibi temel bilgilere ihtiyacımız var hiç düşündünüz mü? Amaca uygun bisiklet seçimi ne demektir? Markalı bisiklet satın almak yeterli midir? Özellikle başlangıç seviyesi olan 300-500EUR fiyat seviyelerindeki bisikletlerde hangi özellikler dikkate alınmalıdır?.. Dağ bisikletine başlarken yanlış karar vermemek için dikkat edilmesi gereken önemli noktaları öğrenmek ister misiniz? Öyleyse buyrun başlayalım.

Kullanım Amacına Uygun Bisiklet Seçimi

Eminim bisikletten anlayan yakınlarınız ya da bisiklet konusunda danışmak için kapısını çaldığınız kalburüstü bir bisiklet satıcısı size şuna benzer bir soruyu yöneltmiştir:

“Satın alacağınız bisikleti ne amaçla kullanmayı hedefliyorsunuz?”

Bir bisiklet mağazasına gittiniz ve kimse size bu soruyu sormadı mı? Umarım hemen o mağazadan kaçarcasına uzaklaşmışsınızdır? Eğer bunu yapmadıysanız muhtemelen şu anda size ve amacınıza uygun olmayan bir bisikleti satın almış bulunuyorsunuz. Ve muhtemelen “ben ne yaptım?” diye hayıflanmaya da başlamışsınızdır?

Diyelim bu soru size yöneltildi… Yazımızın konusu “giriş seviyesi” dağ bisikletleri olduğu için sizin bu soruya “biraz asfaltta, biraz düzgün orman yollarında - patikalarda bisikletimle özgürce dolaşmak istiyorum” şeklinde cevap verdiğinizi varsayıyorum.

Eğer yarışmak, tepe inişi (downhill) yapmak, atlamak - zıplamak istiyor, asfalt üzerinde uzun yol yapmak istiyorsanız, bu yazımızda sorularınıza net bir yanıt bulamayacaksınız.

Öncelikle altını çizmek isterim ki eğer spora yeni başlıyorsanız giriş seviyesi bir dağ bisikleti satın almaya karar vererek çok iyi bir başlangıç yapmış bulunuyorsunuz.

Biliyorum bazılarınız yeni edindiğiniz bisikletinizle ile ilk kez 2teker üzerinde sürüş yapmayı öğrenecek. Kiminiz yıllar önce sele üzerinde oldukça fazla zaman geçirmiş olmanıza rağmen yeni vites teknolojilerinden ve bisikletin geldiği son noktadan bihabersiniz…

Doğrusu ya size hak vermemek elde değil. Sizi biraz zamanınızı alacak ancak kesinlikle zevkli bir öğrenme süreci bekliyor.

Peki bu iş için ayırdığınız bütçeniz ne?

İşte kendinize yöneltmeniz gereken ikinci önemli soru da bu…

Ucuz Bisiklet Ama Ne Kadar Ucuz?

Kimse sokağa parasını atmak istemez öyle değil mi? Siz de nice zorluklarla kazandığınız birikimlerinizi sevgili 2Teker’inize harcarken olası en iyi yatırımı yapmayı hedefliyorsunuz.

Hemen yine “bilen” arkadaşlara yönelerek danışma almayı eminim ihmal etmemişsinizdir öyle değil mi? Yok mu böyle arkadaşlarınız? Ne güne duruyor onca bisiklet konulu internet sitesi peki?..

“Dağ Bisikleti Seçimi”, “Dağ Bisikleti Satın Almak” ya da “Dağ Bisikleti” şeklinde Google’da bir arama gerçekleştirdiğinizde eminim tonla sonuç elde ediyorsunuzdur?

Biraz araştırma yaptığınızda bu işin aşağı yukarı 300EUR ila 500EUR arasında size maliyeti olacağını söyleyebiliriz.

Peki şu süpermarketlerdeki bisikletler? Onlar hiç de öyle pahalı değillerdi öyle değil mi? Hani şu en fiyatlısı neredeyse 200-250YTL’ye sunulan bisikletlerden bahsediyorum!..

Eğer yatırımınızın kalıcı ve tatmin edici olabilmesini arzu ediyorsanız size bu bisikletlere tenezzül etmemenizi önemle tavsiye etmek istiyorum… Tabii eğer sonu gelmez lastik patlamaları, vites kaymaları, sorunlu - rahatsız - emniyetsiz bir sürüş tecrübesine yaşamak istemiyorsanız…

Daha fazla detaya girmek istemiyorum sanırım siz ne demek istediğimi anlamışsınızdır?..

Eğer sınırlı ve binbir zorlukla ayırdığınız zaman ve paranız karşılığında sorun yerine keyif yaşamak istiyorsanız, bir dağ bisikleti satın alırken 300EUR seviyesinin altını pek düşünmemenizi tavsiye ederim. 300EUR’un altında sportif anlamda keyif aramayın lütfen…

Nedenlerini aşağıdaki saptamalarımızda biraz daha da açmaya çalışacağım…

Markalı Bisiklet En İyisidir İşte genel kabul görmüş bir yanlış kanaat. Evet markalı özellikle yabancı markalı bisikletler belli bir kalitenin üzerinde üretilmekteler. Muhtemelen yakalanan bu başarının altında, yılların verdiği tecrübe ve onbinlerce memnuniyetsiz kullanıcı yatmaktadır. Ve büyük markaların bir kısmı gerçekten giriş seviyesinde de “iyi bisikletler” biraraya getirmeyi başarabilmektedirler. Ancak çoğunluğun sandığının aksine bu oran o kadar da yüksek değildir…

Eskiden bisiklet distribütörlüğüne soyunmuş bir kişi olarak pek çok “ünlü markanın” giriş seviyesi bisikletlerinin sahip oldukları fiyat seviyelerini kesinlikle haketmediklerini, sürüş kalitelerinin oldukça yetersiz olduğunu ve sadece tanınmış marka olmanın avantajlarını “pazarladıklarını” söylemek isterim…

Yüksek Donanım Tercih Nedeni Olmalı (mı)? 300-500EUR seviyesinde seçim yapmaya çalışıyoruz öyle değil mi? Biliyor musunuz üst seviyede bir amortisör, bir teker seti ya da bir kadrodan çok daha az bir tutar bu?

Bu noktada size şöyle bir örnek vermek istiyorum: Bilmiyorum kaçınızın windsurf - kitesurf ya da snowboard yapmışlığı vardır? Aslına bakarsanız bisiklet sporunda olduğu gibi çok da uzay teknolojisi gerektirmeyen malzemelerin kullanılması gerekiyor bu sporlarda da…

Ancak biraz araştırmanız durumunda “başlangıç” seviyesi bir rüzgar - uçurtma sörfü donanımının en az 1000EUR’dan başladığını yine başlangıç seviyesi bir board setinin 500EUR seviyelerinin altına pek düşemeyeceğini görürsünüz!..

Neden dersiniz? Çünkü bu sporların minimum kalitede ve kabul edilebilir bir emniyette yapılabilmesi için bu seviyede bir malzeme kullanılması gerekmekte de ondan. Anlayacağınız tüm dünya bunda hem fikir ve bu kalitenin altına inişi kimseler kabul etmek istemiyor…

İnsan hayatının değeri bu sporların malzemelerini satan kişiler için para kazanmanın ve ticari çıkarların önüne geçiyor bu noktada…

Bu maliyetlerin altında kalınması durumunda bu sporlardan alacağınız zevk sınırlanacak hatta işin içine rüzgar, deniz ve kar gibi zorlu doğa koşulları girdiğinden hayati tehlikelerin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden bu seviyeler kesinlikle minimum seviyeler olarak genel kabul görmüş durumda tüm dünyada.

Buradan nereye varmaya çalıştığımı farketmişsinizdir sanırım.

Ne yazık ki “dağ bisikleti” sporunda farklı parçalarda tercih edilebilecek düşük kalitede ya da farklı sınıflardaki parçalar neticesinde genel kalite asgari olması gereken seviyenin altına düşebilmekte, “amacına uygun olmayan” malzemeler uygun olmayan ortalamalarda kullanıldığında oluşabilecek hayati tehlike nispeten katlanılır seviyelerde (kimisine göre) olduğu için bu seviyelerde de bisiklet satışı gerçekleştirilebilmektedir.

Bu çok sevdiğimiz dağ bisikleti sporu için hem olumlu hem de olumsuz bir durumu temsil ediyor.

  • İyi bir durum zira daha fazla sayıda bisikletsever sevdiği sporu yapma şansı elde edebiliyor.
  • Kötü bir durum zira çok daha kaliteli ve zevk alınarak yapılabilecek böylesine büyülü bir spordan, özellikle yeni başlayan sürücüler, sahip olunan - razı olunan düşük malzeme standartları neticesinde yıllar boyu yeterli keyfi elde etme imkanı kaçırılabiliyor.

Bu gerçeklerin fazlasıyla farkında olan özellikle küçük - orta büyüklükteki yerli ve yabancı merkezli bisiklet üreticileri son yıllarda şöyle bir uygulamaya gitmeye karar vermiş bulunuyorlar:

Bisikletin kalbi olan kadro (gövde), teker seti, lastik ve görünmez parçalardan orta mil, furş yatağı gibi parçalardan feragat eden bu zihniyet buradan elde ettiği kazancın bir kısmını örneğin Shimano’nun orta - yüksek vites grupları olan Deore - LX grubundan bir arka vites ya da vites değiştiriciye yatırmakta ve bisikletlerini daha çekici kılmaya çalışmaktalar. Peki ya kalitesinden ödün verilen bisiklet kadroları, tekerleri, amortisörleri tehlikeli sonuçlar doğurmuyor mu sorusu akla hemen geliyor öyle değil mi?..

Eğer bir bisiklet satın almayı düşünüyorsanız mümkün olduğunca kendisini dünyada (ve ülkemizde) kanıtlamış, genel kabul görmüş markalara yönelmenizde fayda olduğunu düşünüyorum. Hayata bir kez geliyoruz ve ucuz yollu bisiklet edineyim derken hayatını ve parasını tehlikeye atacak bisikletseverlerin sayısının fazla olmadığını düşünüyorum.

Giriş seviyesi bisikletlere geri dönecek olursak, vites sistemlerini bu seviyede yüksek sunmaya çalışan üreticilerin doğal olarak bisikletlerde yeterli ergonomi, rahatlık, yeni başlayanların ihtiyacı olan parça özelliklerini tutturma ve müşteri memnuniyetini sağlamada güçlük çekeceklerini görmek pek de kehanet olmayacaktır.

Eğer 300-500EUR seviyesindeki bisikletlerde neredeyse tümü Shimano Deore vites grubu ve üzerindeki gruplardan parçalarla karşılaşıyorsanız bisikletin genelini mutlaka dikkatlice incelemenizi tavsiye ediyorum. Yürüyen aksam ve gövdenin herşeyden önemli olduğunu lütfen unutmayın. Bir ön ya da arka aktarıcının Deore ve üzeri olması o bisikleti kesinlikle ve kesinlikle bir üst gruba taşıyamayacaktır.

Yani yeni alacağınız giriş seviyesi bisikletinizin 21 ya da 24 vitesli, Shimano’nun Tourney - Altus - Acera - Alivio - Deore vites serilerinin bir bileşiminden (SRAM’da da muadil seriler) meydana gelmesi kaçınılmaz ve beklenilmesi gereken bir durumdur.

Mutlaka Disk Fren Kullanmalı (mı)? Güzel ve çekici görünüyor, dikkat çekiyorlar öyle değil mi? Bu noktada lafı fazla uzatmayacağım. Eğer giriş ve orta seviye telli bir disk fren edinmeyi düşünüyorsanız birkaç özel marka ve model dışında “tercih etmeyin” derim:

Yapacağınız böylesine bir yatırım size özellikle malzemenin zorlanabileceği sürüşlerde altından kalkamayacağınız tamir masrafları, sinir bozuklukları ve en ihtiyacınız olduğu noktada emniyetsiz sunuş ortamlarını kaçınılmaz kılacaktır.

Özellikle bu seviyede disk frenlerin ne kadar ağır oldukları hakkında bir fikriniz var mı bilmiyorum? Zaten bu fiyat aralığında 13-14kg seviyesinde oluşacak bisikletinizi neden daha da ağırlaştırma yoluna gideceksiniz ki? Siz zaten nispeten teknik olmayan ve zorluk içermeyen patikalarda bu bisikleti kullanmayacak mısınız? Disk frenine neden ihtiyaç duyasınız ki?..

Yeni Sezonda Yeni Model Özellikle yabancı markaların Türkiye distribütörlüğünü yapan firmaların sıkça başvurdukları bir pazarlama taktiği daha… Bu seviyede yıldan yıla ne gibi bir teknolojik gelişme yaratılabilir ki söyler misiniz?.. Değişen tek şey renkler olurken neden bisikletinize daha fazla para harcayasınız yeni yılda? Hele şu yeni yıl eski yıl fiyat değişiklikleri indirimler? Eğer bisiklet şu anda 350EUR ediyorsa ve yeni yıl modelleri geldiğinde bu model %15-20 fiyat indirimiyle satılabiliyorsa bu malın fiyatı aslında bu indirimli fiyat mı olmalıdır ne dersiniz?

Hele bir de bu indirimler iyiden iyiye sıradanlaşıyorsa?

Özellikle sık sık fiyat indirimi yapan kendisini “büyük marka” - “kaliteli bisiklet” olarak lanse eden markalar konusunda iyiden iyiye düşünmenizi tavsiye ediyorum. Eğer ekonomik şartlar ülkede değişmiyorsa, döviz seviyelerinde değişiklik olmuyorsa, teknolojik olarak gelişmeyen bisikletlere daha fazla maliyet yüklemek sadece ve sadece “kalitesizlik maliyeti” anlamına gelecektir.

Çok Vites İyidir İşte yanlış bir düşünce daha… Vites sistemleri son yıllarda 27′li seviyelere ulaştı. Yeni başlayanlar için hemen şunu belirtelim, bu kadar vitese kesinlikle dağ bisikletinde hiç de gerek yok aslında. 7′li vites sistemleriyle spora başladığımız zamanlarda nasıl viteslerimiz yeterli oluyorsa aynı vites sayılarının şimdi de işer yarıyor olması gerekmez mi sizce?

Son yıllarda dağ bisikletimde öndeki küçük dişliyi kullanmıyorum. Gerek duymuyorum. Çok güçlü olduğumdan mı? Kesinlikle hayır… Sadece bisiklete bir süre düzenli binmeye başladıktan sonra vücut bisiklete uyum sağlıyor ve güçleniyor…

Gerçekte dikkat edilirse kullanılan etkin vites kombinasyonu aslında sayı olarak 13-15‘i geçmemektedir. Durum böyle iken neden daha fazla vitese ihtiyaç duyalım ki? Amacımız sadece sahilde gezmek, çok teknik olmayan patikalarda doğada özgürce dolaşmak iken neden 27 vitesli bir sisteme ihtiyaç duyalım ki?.. Eğer amaç spora iyi bir başlangıç yapmak ise 24 Vitesli bir Altus - Acera - Alivio grubunun amaca fazlasıyla hizmet edebileceğini hemen belirtmek isterim.

Şunu da unutmamak gerekiyor: Shimano (ve SRAM) vites sistemleri her 1.5-2 yılda bir bir üstteki modeldeki özelliklerin büyük bölümünü bir alt gruba aktararak faaliyetlerine devam etmektedir. Anlayacağınız bugün burun kıvrılarak takılıp kullanılan Altus - Acera - ve Alivio vites grupları geçtiğimiz 3-5 yılda Shimano’da zirve seviyeler olan XT - LX - Deore seviyelerini üzerlerinde barındırmaya başlamışlardır. Söylemek istediğim şu ki özellikle giriş seviyesi bisiklet seçerken paranızı vites grupları yerine kadro ve “teker seti” gibi yürüyen aksam kalitesine yönlendirmeye özen göstermelisiniz.

En Pahalısı En Hafifi En İyisi Bisiklet için ayırabileceğiniz haftalık sürüş zamanınız maksimum 2-3 saat iken, antrenman yapmaya zaman bulamaz, tek amaç sürüşünüzden ve doğada özgür olmaktan olabildiğince fazla zevk alabilmekken neden büyük yatırımları sadece ve sadece “daha hafif ve daha pahalı” olduğu için bisikletlere yapacaksınız ki? Evet hafifliğin bir bedeli var. Bunda hiç şüphe yok ancak cevaplanması gereken soru şu: “Siz bu hafifliğe ihtiyaç duyuyor musunuz?” Sizin için kontrol ve konfor mu önemli yoksa sadece ve sadece yarışlarda ihtiyaç duyabileceğiniz performans ve malzeme kalitesi mi?

Buna tabii ki siz karar vereceksiniz.

Bunca düşük seviye donanımı biraraya çalıp çırpmadan getirdiğinizde, Ağırlık konusunda çok da iddialı olmamakta fayda var. Bu bisikletler dağ bisikleti yarış serisi bisikletlere oranla ağır kalsalar da doğada gezi amacına fazlasıyla uygun olduklarını görmezden gelmek mümkün değil. 12.5-14.5kg seviyelerinin ise rahatlıkla kabul edilebilir seviyeler olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Giriş Seviyesinde Hedef Malzeme Seviyesi Bu seviyede tercih edilmesi gereken vites sistemlerinden bahsettik şüphesiz. Peki ya geri kalan donanımlar? Amortisörlere gözatacak olursak 200-300EUR seviyelerine yaklaşmayan modellerin hemen tamamının yeterince iyi performans gösteremeyeceklerini hemen belirtelim.

Amortisör görüntüsü verilmek üzere üretilmiş olan çoğu giriş seviyesi amortisörün size çok uzun yıllar performanslı bir şekilde hizmet edemeyeceği aşikardır.

LockOut - Kilitleme özelliği bu seviye amortisörlerde aranması gereken seviyeler olmalıdır. Kullanılan teker setleri ve lastiklerin mümkün olduğunca kaliteli olmasına özen gösterilmelidir. Kullanıcı tipi ve cinsiyetine göre gidon, gidon boğazı, sele ve borusu gibi bileşenlerin optimum biraraya getirildiği modellerin tercih edilmesinde büyük fayda görüyorum.

Ağırlık seviyelerinn de genelde 12.5-14.5kg civarında olacağı söylemek kehanet olmayacaktır. Altus - Acera - Alivio ve Deore… Bu seviyelerde en sık karşılaşacağınız vites sistemleri bunlar olacaktır. Başta belirttiğimiz sürüş amaçlarınıza göre daha üst seviyelere kesinlikle ihtiyacınız yok. Vites sistemi yükseltmek mi istiyorsunuz.

Giriş seviyesindeki bisikletleri yükseltmeye gitmenin “bazı modeller” dışında pek akılcı olmadığını söylemek pekala mümkün.

İleride Daha İyi Bir Dağ Bisikleti Almayı mı Planlıyorsunuz? Ben her defasında bu gibi durumlarda giriş seviyesi bir bisiklet ile başlanılması taraftarı olmuşumdur. Çevremde yıllardır bisiklet kullanıp doğru vites değiştirmeyi halen öğrenememiş o kadar çok sürücü görüyorum ki… Doğrudan 1000EUR ve üzeri bir bisikletle spora başlayanların ilk öğrenme döneminde özellikle çekiş sistemi üzerinde yaratabilecekleri yıpranmayı dikkate almaları gerekiyor. Halbuki yavaş yavaş malzeme yükseltilerek, yapılan hatalardan ders alınma yoluna gidilse ve fazla maddi külfete girilmeden bisiklet seçilse - kullanılsa, ileride kaliteli malzeme kullanılmaya başlanıldığında alınacak zevk ve tatminin çok daha yüksek olacağı görülecektir…

Ayrıca yavaş yavaş kaliteli malzemenin getireceği avantajları ve keyfi yaşıyor olmak hiç de gözardı edilmemesi gereken bir zevk.

Hangi bisikleti seçecek olursanız olun bisiklet üzerinde olmak büyük bir keyif. Bu keyfi ertelememenizi ve bir an önce doğada pedal çevirmenin zevkini yaşamanızı diliyoruz.

Bu Yazıyı Paylaş
[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Mixx] [Reddit] [Sphere] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]



Konuyu 2Teker Forum'da Tartışın

İlginizi Çekebilecek Yazılar



2Teker RSS Üyelik 2Teker E-Bülten Üyelik

Bu yazı hoşunuza gittiyse eğer 2Teker E-Bülten üyeliği için e-postanızı bırakarak yayınlarımızı düzenli takip edebilirsiniz: