Bisiklet Topluyoruz: Specialized S-Works Yarı Sabit
Yeni bir bisiklet edinilirken ilk akla düşen sorulardandır: “Bisikleti Toplamalı Mı?” - “Hazır Modellerden Birini Mi Tercih Etmeli?”. Ben her iki seçeneğin de farklı durumlarda, farklı kullanıcı profiller için iyi sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Yani “mutlaka bisikleti toplamalı” diyenlerden değilim! Ancak benim gibi elinizde eski bisikletlerinizden kalma kaliteli pek çok parçaya sahipseniz, “Toplama” seçeneği neredeyse kaçınılmaz hale geliyor. İsterseniz gelin sizlere “Specialized S-Works Yarı Sabit Karbon Gövde” üzerine yüksek fiyat/performans oranına sahip parçaları kullanarak kurduğum ve çok severek kullandığım bisikletimi daha yakından tanıtayım. “Bisiklet Toplamayı” düşünen bisikletseverler için bu yazının oldukça yararlı olacağına eminim.
Bisiklet toplarken her zaman kaliteli gövdeler üzerinde çalışmaya özen göstermişimdir.
Bu toplama projesinde de tercihim dünyanın en kaliteli yarı sabit gövdelerinden olan “Specialized S-Works Karbon Yarı Sabit”ten yana oldu. 15.5″-17″-18″-19″-21″ boyutları arasından bedeninize uygun boyutu bulmanız bu kadroda oldukça güç doğrusu.
1.79cm boyumla ben 17″lik kadroyu seçtim kendime. Aklınızda bulunsun eğer iki gövde arasında kalıyorsanız, dağ bisikletinde her zaman küçük olan kadroyu seçmeye özen gösterin. Sitelerde yer alan formüllerin ne dediğinden öte sizin bisiklet üzerinde ne hissettiğini çok önemlidir. Sele borusunun uzunluğundan öte sele - gidon arası “efektif üst boru uzunluğu” asıl dikkat edilmesi gereken kadro büyüklüğüdür modern dağ bisikleti kadrolarında. Siz siz olun denemeden, mağaza tavsiyesiyle bisiklet satın almamaya (özellikle Türkiye’de) özen gösterin.
Gelelim kadromuzun özelliklerine: Boyutuna göre 1250gr-1300gr arasında ağırlığa sahip, Specialized’ın AZ1 metoduyla üretilen FACT10 karbondan (mevcut en kaliteli karbon malzeme) üretilmiş bir kadro elimizdeki. Yani sahip olunabilecek en iyi kadrolardan biri hiç şüphesiz. Türkiye’de Aktif Pedal‘ın ithal etmekte olduğu Specialized Bisikletleri‘nin en iddialı yarış bisikletlerinin bulunduğu S-Works serisinin en gözde üyelerinden. Amerika satış fiyatı 1650USD olan gövdenin Türkiye satış fiyatının da 1600EUR seviyelerinde olması gerekiyor. 2008 yılı başında henüz bu kadro Aktif Pedal stoklarında bulunmuyor ancak komple bisiklet olarak ellerinde bu modelden bulunuyor 17″ boyutunda.
Tümüyle en üst seviye parçalarla donatılmış bir S-Works Yarı Sabit Amerika’da 5500USD’ye satılmakta. Türkiye’de bu fiyatın EUR karşılığı olarak modeli satın alabilirsiniz diye düşünüyorum.
Eğer bu kadroyu toplamak yerine hazır modeli seçmek isteseydim aşağıdaki gibi bir bisiklete sahip olacaktım:
Tümüyle zirve malzemelerden oluşturulan bu “yarış amaçlı” dağ bisikletinin ortalama ağırlığı 9-9.5kg arasında ve gerçekten herkesin sahip olmak isteyeceği cinsten bir bisiklet. Ancak ben bisiklet kurulurken malzeme seçiminde her zaman sürücünün kullanım amacına uygun fiyat/performans oranı yüksek parçaların kullanılması taraftarıyımdır. Dağ bisikletlerini ne kadar seviyor olsam da henüz XTR çekiş sistemine sahip bir bisiklete sahip olmadığımı söylesem belki şaşırırsınız! Yürüttüğüm mantık şu her zaman: Neden performansı ve dayanıklığı neredeyse aynı ve yarı fiyata sahip olacağım çekiş sistemi parçalarına (vites aktarıcılar - frenler - vites değiştiriciler kullanabilecekken boşuna fazladan para harcayım? Dağ bisikleti kurulurken iyi bir yatırım yapılmak isteniyorsa eğer şu 3 ana parçanın öncelikle iyi seçilmesi gerektiğine inanıyorum: Gövde, Teker Seti ve Amortisör. Gerisi her zaman değişmeye mahkum olacak parçalar olacaktır. Ancak bu 3′lü uzun yıllar size keyif vermeye ve hizmet etmeye devam edeceklerdir. Emin olabilirsiniz!
Peki ben bisikletimi nasıl oluşturdum gelin biraz detaylara geçelim:
Elimdeki tek disk fren setim eşimle kullanmakta olduğumuz “tandem” üzerinde görev vermekte olduğu için ve bisikleti topladığım dönemde 350EUR civarı bir bütçeyi frene ayırmak istemediğim için “şimdilik” bisikletimi eskilerden kalma “Avid Single Digit 5″ orta seviye bir V-Frenle kurmaya karar verdim. Dedim ya bu bisikleti kurarken mevcutlardan yararlanmaya çalışıyordum.
Doğrusunu söylemek gerekirse son 3 yıllırdır sadece Disk Fren (Avid Juicy Seven) kullanmakta olan bir kullanıcı olarak “yeniden” emektar V-Frenlere dönüş kafamda soru işareti yaratmadı değil doğrusu. Ancak bu bisikleti genelde kullanacağım parkurlarda disk frenlere “çok fazla” ihtiyacım olmayacağını bildiğimden bu konuya çok fazla takılmadığımı söylemeliyim. Yaklaşık 4 aydır kullandığım yeni bisikletimde doğrusunu söylemek gerekirse bir an olsun disk frenlerimi aramadığımı söylemeliyim. Yani doğru karar vermişim! Ancak tabii ki disk frenlerin o kaliteli fren tutuşuna ve güvene yakın zamanda geri döneceğime emin olabilirsiniz! Ancak frenler için muhtemelen yurtdışından seçim yapacağım. Favorim ise Türkiye’de bulunmayan Formula Frenleri olacak.
Shimano ve SRAM dünyanın en önemli 2 büyük vites sistemi üreticisidir. Her ikisi de mükemmel ürünlere sahip gerçekten. Ancak ben her zaman SRAM’a (belki alternatif bir marka şeklinde algılandığı için) büyük bir sempati duymuşumdur ve yıllardır SRAM parçalara sahip bisikletler kurmaya özen göstermekteyim. Bu bisikletimde de SRAM’ın X9 (Shimano’da XT’ye denk gelir) vites sistemini seçmeye özen gösterdim.
Tek istisna ise vites değiştiricilerde oldu. Gripshift ve Trigger Vites değiştirici tipleri de tıpkı Shimano - SRAM örneğinde olduğu gibi kişisel seçim gerektiren parçaların başında gelmektedir. Her iki sistemi de kullanan bir kişi olarak ben Gripshift sisteminin dağ bisikleti için son derece uygun bir tasarıma sahip olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir kaza esnasında ortada kırılacak bir çıkıntısının bulunmamasından tutun da parmaklarınızı gidondan ayırmadan “en küçük vitesten en büyüğe” anında geçebileceğiniz bir sistem bu ve benim için kesinlike vazgeçilmez. Sorunsuz performans ve hafiflik peşindeyseniz Gripshiftlerden şaşmayın diyorum.
SRAM’ın X0 grubu Gripshift vites değiştiricisi tartışmasız tercihim oldu bu noktada.
Ön vites aktarıcıya baktığımızda SRAM’ın yeni X9 ön aktarıcısı sorunsuz olarak görevini sürdürmekte bisikletimde.
Uzun yıllar “barend” kullanmadan bisiklet kullanmama rağmen Specialized’ın bu seksi “karbon” “boynuzlarını” bu bisikletimde denemeden edemedim. Bu parçanın kullanımı da ülkemizde bir muammadır.”Ne işe yarıyor bu meret” diyen çok sayıda okurum olacağına eminim.
Hemen iki önemli kullanım avantajını sizlerle paylaşayım isterseniz:
- Ayağa kalkıp pedal çevirirken, bisikletinizi bu parçalar sayesinde çok daha kontrollü sağa sola sallayabilirsiniz.
- Sürüş esnasında ellerinizi, bilek ve omuzlarınızı rahatlatmak için farklı bir tutuş konumu sağlaması azımsanamayacak bir etki yaratmaktadır. Deneyin göreceksiniz!..
Sürüş kokpitimizi tamamlarken Specialized’ın “Karbon” düz gidonunu tercih ettim. Belki hafif yükselen “riser” modeli de seçebilirdim ama böylesine “performans” içeren daha çok “yarışma amaçlı” üretilen bir “yarı sabit”te bu gidonun daha iyi olacağını düşündüm. Gidon boğazı olarak ise “şimdilik” 90mm’lik standart bir Specialized alüminyum gidon boğazını tercih ettim. Bu bisiklete uymadığını düşündüğüm tek parça bu ve çok fazla bir ömrü kalmadı bisikletimde. Performans olarak hiçbir şikayetim yok ama gönül böyle bir bisiklette karbondan yana oluyor doğrusu. Muhtemelen Ritchey ya da Truvativ bir parça edineceğim kendime…
Konfor değil performans arıyorsanız her iki türü de deneyip kendiniz karar vermelisiniz.
Arka aktarıcıyı seçerken tek bir yol oldu her zaman benim için: Shimano’da XT, SRAM’da ise X9 arka aktarıcılar. Neredeyse üçte biri fiyatına satın alınabilecekken neden insanların hala “en iyisi” diye arka aktarıcıda XTR ve X0 vites seçtiklerini gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum.
Vites değiştiricilerde kesinlikle zirve modellerin seçimini anlayabiliyorum ki ben de bu bisiklette X0 vites değiştirici seçtim gördüğünüz üzere ancak basit bir dalın arasına girmesiyle kolaylıkla kırılacak bir aktarıcıya 60-70EUR yerine 200EUR vermenin mantığını bana anlatabilecek kimse yok diye düşünüyorum. Zira bu bisikleti kurduktan hemen bir ay sonra bir dal kazasıyla fotoğraftaki arka aktarıcımı kaybettim zaten ve yenisini almak zorunda kaldım. Kaç tane arka aktarıcı kırmışımdır hatırlamıyorum bile.
Eğer bisiklet topluyor ya da bisiklet seçiyorsanız, X9 - XT seviyelerinin kesinlikle yeterli olduğunu bilmenizi istiyorum. Fazla paranız kalıyorsa gidin o parayı üst seviye bir teker setine, amortisöre ya da üstünüze başınıza harcayın lütfen.
Bu bisikleti tümüyle SRAM vites çekiş sistemiyle kurmak istedim ve uzun zamandır denemek istediğim “Truvativ Stylo” aynakolu seçmeye karar verdim. Bir ara “Truvativ Noir” modelini almayı düşünsem de aradaki performans farkının kesinlikle verilecek fazladan 100-150EUR’ya değmeyeceğine karar verdim ve bu modelde karar kıldım.
Şimdiye kadar performansından gayet memnum doğrusu. Yıllardır XT aynakol kullanmış bir sürücü olarak arada fark olmadığını belirtmeliyim. Görüntü olarak da farklı ve hoş durduğunu düşünüyorum. Yeni XT aynakollar da hiç fena değil doğrusu. Seçim sizin.
Pedal olarak ise yine Aktif Pedal firması tarafından ithal edilmekte olan Crankbrothers Eggbeater SL modelini kullanıyorum. 60EUR seviyelerinde satın alabileceğiniz bu pedalları yaklaşık 1 yıldır kullanıyorum ve “çok” memnunum. 265gr ağırlığındaki SL modeli ise fiyat/performans olarak bence en iyi seçenek. Bir dönem ithalatçısı olarak Aktif Pedal’da bulunmuş olsam da Titanyum modeller yerine bu orta seviye modeli seçmiş olduğumu gözönüne alırsanız, fiyat/performans konusunda ne kadar ciddi olduğumu daha iyi anlayacaksınızdır sanırım.
En ağırı 300gr olan bu pedalların hafiflikten öte, çamur tutmamaları büyük avantaj!..
Yine SRAM P990 kaset dişli ile çekiş sistemimizi tamamlıyoruz.
Karbon S-Works gövde, karbon bir sele borusu ile birlikte geliyor. Yani 1650USD’lik (Türkiye’de EUR’luk) fiyata bu sele borusu ve furş yatağı da dahil!.. Tek vidadan sıkmalı sele kelepçesiyle bu sele borusunun performansından oldukça memnunum. Eğer Specialized yerine farklı bir gövde toplamak istiyorsanız, mutlaka Marintek‘in Türkiye’ye ithal etmekte olduğu Truvativ ve Ritchey sele borusu, gidon ve gidon boğazlarını yakından incelemenizi tavsiye ediyorum! Gerçekten çok nadide parçalar sunuyor bu iki ünlü marka…
Sele seçiminin tamamen kişisel bir tercih olduğunu bilin. Bu konuda “en iyisi” diye birşey kesinlikle bulunmuyor. En iyi üzerinde en rahat hissettiğiniz (konforlu demiyorum!) sele olmalı. Ve bu seçimi yapabilmeniz için çok fazla sele denemeniz gerekebilir!.. Yılmayın!
Specialized’ın aslında bayan serileri içerisinde yer alan JETT modelini denedim ilk olarak bu bisikletimde ve uyuşamadık ne yazık ki. Oldukça kaliteli ve konforlu gibi gözüken bu sele bana göre değildi. Düşünüyorum da ne kadar çok bisikletsever, aldıkları ve onca para verdikleri bisikletlerinde, “en iyisidir” diyerek yıllarca mutsuz oldukları seleler ile yaşamaya devam ediyorlardır!. Benim de benzer tecrübelerim oldu zaman içerisinde ve kesinilikle şunu öneriyorum: Sele denemekten ve değiştirmekten çekinmeyin!.. Favori selenizi bulduğunuzda da bir daha ondan ayrılmayın! Sele olayı da hafiflik yerine rahatlığın aranması gerektiği bir mecra. Tavsiye ile değil deneyerek sele seçin diyorum!..
Şimdilerde pek kaliteli olmasa da gayet iyi anlaştığım VELO’nun “Karbon” modelini kullanıyorum. Bu konuda arayışlarım devam ediyor…
Yakında Selle Italia’dan SLR serisi beyaz bir sele edinmeyi düşünüyorum. Selle Italia’nın Türkiye Distribütörü Aslı Bisiklet duyduğum kadarıyla yakında 2008 modellerini piyasaya sunacakmış.
Amortisör olarak emektar RockShox SID Team modelini kullandım. Performansından hiç memnun olmasam da ve hafif olması dışında pek bir özelliği bulunmasa da eldekilerden yararlanıyoruz hatırlarsanız. İnsan bir kez Fox amortisör kullandığında “çalışan” ve “çalışıyormuş gibi yapan” amortisörler arasındaki farkı anlıyor doğrusu. 80mm’lik bu amortisör yerine 100mm’lik bir FOX RLC alacığım muhtemelen.
Amortisör konusuna gelince günümüzde 80 ve 100mm seçenekleri çeşitli markalar için mevcut olsa da tercihinizi 100mm amortisörler yönünde yapmanızı ve “hafifliğe” çok fazla kafanızı takmamanızı tavsiye ederim. İnanın gerek kadro gerekse amortisörlerde hafiflikten öte dayanıklılık, esnemezlik ve uzun ömürlülük herşeyin önünde gelmekte!.. Ve 80mm’lik amortisörlerin gelişen amortisör teknolojileri ile birlikte kesinlikle 100mm’likler ile karşılaştırılamayacak kadar sınırlı kullanıma sahip olduğunu düşünüyorum. 2cm fazla çalışacak aynı teknolojileri içeren bir model varken neden azıyla yetinesiniz ki? Öyle değil mi?..
Specialized Fast Trak LK Armadillo modeli ilk aylarında bu bisiklette kullandığım ve çok memnun kaldığım lastik modeli oldu. Patlamaya karşı inanılmaz dayanıklı bu model 1000km’de sadece bir kez patladı! Lastik ile ilgili hatırlarsanız bir de test yazısı hazırlamıştım. Nispeten kuru geçen bahar ve yaz aylarında lastik patlamalarından başınız ağrımasın istiyorsanız tavsiye ederim mutlaka deneyin bu lastiği!..
Teker seti olarak ise XT göbekli emektar (yaklaşık 3-4 senedir kullanıyorum) Rigida 420 jantlara örülü setimi kullandım. Evde bunlardan 3 set bulunuyor ve en yaşlısı 12 en genci 3 yıl olan Shimano XT göbekler beni bir kez olsun hayal kırıklığına uğratmadılar.
İş teker seti konusuna geldiğinde keseleri kesinlikle açın derim!
Tekerlerinize ne kadar çok para ayırabilirseniz o kadar iyi diye düşünüyorum. Sürüş performansınız üzerinde en etkin parçaların başında bisikletin dönen en önemli aksamı olarak teker setlerinizi geliyor.
Belki başka bir yazımızın konusu olacak ama Shimano’da XT, XTR göbekler ya da Aslı Bisiklet‘in ithal etmekte olduğu DT Swiss’in kendini kabul ettirmiş üst seviye göbeklerinin üzerine kaliteli DT Swiss ya da Marintek‘in ithal etmekte olduğu Mavic jantlara ördüreceğiniz ve inceltilmiş hafif DT Swiss jant telleri kullanacağınız kaliteli teker setleri uzun yıllar boyu size keyifli sürüşler sunacaktır!..
Nerede Bisiklet Toplatılır?
Benim tercihim her daim Ortaköy’de ve Kızıltoprak’ta mağazaları bulunan Kaçkar Bisiklet‘ten yana olmuştur bugüne kadar. Kızıltoprak’ta Serkan, Ortaköy’de ise Yusuf ve Aydın bu işi çok iyi bilen arkadaşlar. Üst seviyede o kadar fazla bisiklet topluyorlar ki yıllardır her türlü kaliteli parçanızı gönül rahatlığıyla ellerine teslim edebilirsiniz. Ayrıca yurtdışından istediğiniz parçayı 1 hafta 10 gün içerisinde getirip bisikletinizi sizin için oluşturabiliyorlar.
- İstanbul’da Yeşilbisiklet, Velesipit , Bike&Outdoor , Aktif Pedal
- Ankara’da Delta Bisiklet,
- İzmir’de Seda Bisiklet ve Ata Bisiklet
- Adana’da ise Kadir Usta
İlk aklıma gelen isimler.
Peki kendiniz toplayabilir misiniz? Neden olmasın? Ancak sınırlı zamanı olan benim gibiler için mekanikle uğraşmak yerine bisiklet sürmek için zaman ayırmak her zaman daha çekici olmuştur. Mekanik işlerden hoşlanıyorsanız, kesinlikle kendi bisikletinizi toplamayı denemelisiniz. Öğrenmenin yaşı yok!.. Yeter ki siz isteyin…
Foto Arşiv
Ortaya çıkan bisikleti farklı açılardan görmek isterseniz sizin için bir foto albümünü de eksik etmedim…
Darısı sizin başınıza. Varsa benzer çalışmalarınız paylaşmaktan çekinmeyin lütfen. 2Teker’de her zaman okurların bisiklet hikayelerine yer olacaktır.
Sonuç
Peki ortaya nasıl bir bisiklet çıktı dersiniz? Bu parçalarla 10.5kg civarlarında gerçek bir dağ bisikleti. Daha üst seviye parçalar ve seçkin bir teker setiyle 9kg‘lara kadar gönül rahatlığıyla inebilirsiniz bu bisiklette.
Şu ana kadar kullandığım en iyi yarı sabit bu.
Benzer parçaları yıllardır kullanıyor olsam da bisikletin beyni “S-Works Karbon Gövde” sürüş esnasında inanılmaz bir his veriyor insana. Eğer doğru lastik seçimi ve hava basıncı ayarını yaptıysanız, kendinizi neredeyse “az esneme paytlı” bir tam amortisörlüde olduğu gibi konforlu hissediyorsunuz. Ayağa kalkıp pedallara yüklendiğinizde ondan daha “esnemez” bir kadro bulmanız pek mümkün değil. Ancak zemin bozulduğunda arka üçgenin “yeterince” darbeleri emdiğini net bir şekilde hissediyorsunuz. En güzeli de ne biliyor musunuz?
“Bu kadronun üstüne yok Emre. Sorun arıyorsan kendinde ara” diyebilecek kadar gönlünüz rahat oluyor günün sonunda.
Eğer gücünüz yetiyorsa bir gün mutlaka edinmeye çalışın böyle kadro. Bütçeniz şimdilik yetmiyorsa da kendinizi bu kaliteden eksik etmeyin. Specialized’ın aynı kadro geometrisine sahip “S-Works Alüminyum Gövdeleri” Aktif Pedal mağazalarında sizleri bekliyor. En azından bir göz atmanızda fayda var diyorum.



















27 Nis 2008 saat 9:30
selamlar
yine güzel bir iş çıkarmışsıznız.her sabah mailime acaba 2 teker den bülten geldimi diye hevesle bakıyorum.
elinize,emeğinize sağlık emre bey…
27 Nis 2008 saat 10:26
Teşekkürler Birol bey. Zaman buldukça elimden geldiğince siteyi düzenli olarak güncelliyorum. Bu aralar yine yazacak çok şey var diye düşünüyorum!.. İzlemeye devam lütfen… Saygılar.
27 Nis 2008 saat 11:03
tesekkurler, yararli ipuclari veren bu yazinizi zevkle okudum.
seleleri deneyin diyorsunuz. satin almadan deneme firsati olabiliyormu? o kadar kisa sure birsey anlatabiliyor mu sele hakkinda?
marintek’in sitesinde ne yazik ki mavic jantlari gorulmuyor. hangi modelleri getirdiklerini goremiyorum. bana sehir bisikleti icin 28″ jant lazim.
asli’nin da sitesi nedense benim apple’da saglikli calismiyor. bana gore tasarimi da kullanisli degil sitenin.
esen kalin
27 Nis 2008 saat 12:54
Mustafa bey iyisi mi Bisiklet Mağazaları linkinden kendinize yakın bir mağazaya uğramanız. Marintek Mavic distribütörlüğünü yeni aldı bildiğim kadarıyla. Yakında malzemeyi getirirler. Aynı şekilde Aslı Bisiklet de DT jantları getiriyor. 28″ da muhakkak vardır ellerinde. Kendilerine telefonla danışarak da sorabilirsiniz diye düşünüyorum.
Saygılar.