Nike Human Race Istanbul

Bu haftasonu Istanbul, muhtemelen tüm zamanların düzenlenen en iyi spor organizasyonuna sahne oldu: Nike Human Race Istanbul. Çok koşan bir insan değilim ancak böyle organizasyonları hele de içerisinde Boğaz Köprüsü Geçişi olan organizasyonları kaçırmamaya özellikle dikkat ediyorum. Hele bir de benim gibi eşi koşmaktan çok hoşlanan bir insansanız, işin bir de ailevi sorumluluğu oluyor: Eşinizi start-finiş çizgilerinde yalnız bırakmamak gibi…

Gelelim bu organizasyonu benzerlerinden ayıran özelliklerine ve bize “Acaba biz Türkiye’de miyiz” dedirten başarı öyküsüne.

Tamam işin arkasında Nike gibi önemli marka var varolmasına da sonuçta olay Türkiye’de düzenleniyor.

Eldeki imkanlar belli… Ya da biz öyle düşünüyormuşuz!..

Öyle mi düşünürsün sen? Al sana organizasyon dedirten cinsten bir planlama ve ekip çalışması gösterdi Nike Türkiye dün akşam.

Eminim rakipleri gıpta ile izlemişlerdir baştan sona bir başarı öyküsüne dönen bu organizasyonu…

Ulaşım

Tarabya’da oturuyoruz ve saat 20.00′da başlayacak koşunun start çizgisine gidebilmek için Sarıyer merkezden kalkan otobüslere binerek akşamımıza başladık.

Organizatörler IETT ile anlaşarak bazı otobüsleri katılımcılar için kiralamışlardı ulaşım için…

Daha ilk anda katılımcıların insan profili dikkatimizi çekti. Gayet hoş görünümlü, bakımlı ve sportif bir kitleydi otobüsü paylaştığımız. Tam 18.00′da kalktı otobüsümüz ve yaklaşık 25 dakika sonra yolların nispeten açık olmasının da etkisiyle Beşiktaş iskelesindeydik. Ve hemen hiç beklemeden kiralanan teknelerle Beylerbeyi’ne geçtik. Güzel bir Boğaz turu sonrasında yürüyerek yarış alanına varmamız topu topu 1 saatimizi almıştı.

Start Alanı

Kırmızı Nike Human Race trikolarıyla Boğaz Köprüsü’nün Anadolu Yakası girişinin yanında toplanan koşu severleri çok iyi düşünülmüş bir start alanı eğlencesi bekliyordu.

Yüksek volümlü ve kaliteli bir müzik eşliğinde DJ, topluluğu hareketlendirmek için elinden geleni yaptı.

Kurulan büyük standın iki tarafında yer alan büyük ekranlardan da tepemizde dolaşan helikopterden gönderilen Boğaz Köprüsü ve İstanbul panaromik görüntüleri izlemeye değerdi doğrusu.

Saatler 20.00′a 5 dakika kala hiçbir ezilme itişme olmadan tüm o kalabalığı start çizgisine yönlendirmeyi de başarıyla gerçekleştiren organizasyon sayesinde keyifle koşmaya başladık.

Yarışa katılım ücreti verdiğimiz ve sporla ilgili kuruluşlara bağış olarak değerlendirilen 10YTL’nin karşılığında bakın neler verilmişti yarış öncesi bize:

Koşu numaramızın üzerine basılı olduğu çok kaliteli bir Nike Koşu Trikosu, zamanın otomatik tutulabilmesi için ayakkabılarımıza taktığımız bir zaman çipi ve yarış sonundaki “Kenan Doğulu” Konserine giriş için kağıttan bir bileklik.

Katılımcıların zamanlarının otomatik olarak tutulması hem sonuçların hızla açıklanmasını sağladı, hem de tüm dünyada 20′nin üzerinde şehirde koşulan yarışta koşanların tüm sonuçları sıralanarak kolayca internet üzerinde hızla yayınlanabildi.

İzlenimler

Boğaz Köprüsü geçişi esnasında güzel İstanbul’u tepeden seyrederken, aynı anda pek çok önemli şehirde bu yarışın koşuluyor olması, Nike’ın büyük bir başarısıdır bence…

Koşu esnasında çok sık su takviye istasyonlarının yer aldığı yarış, Avrasya Maratonunu yıllardır düzenleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kuruluşlara da sanırım iyi bir örnek oluşturacaktır.

Eminim büyük bir bütçe ile gerçekleştirildi bu organizasyon ancak emin olduğum bir başka şey daha var ki benzer bütçelerin devlet tarafından Avrasya Maratonu’na da ayrılıyor olmasıdır.

Demek ki işi gerçekten isteyerek severek yaparsanız, hele bir de Yurtdışının Tecrübesini yanınıza alır, kullanırsanız,  Avrasya Maratonu ile benzer güzergahları kapsayan bu organizasyonda böylesine büyük bir başarı ve tatmin duygusunu koşu severlere ve Türk insanına yaşatabiliyorsunuz diye düşünüyorum.

Ne demişler iş bilenin, kılıç kuşananınmış…

Yarış güzergahı, Boğaz Köprüsü Beşiktaş sapağından, Barbaros Bulvarı, Dolmabahçe ve oradan U dönüşle, Ortaköy, Kuruçeşme’ye uzanıyordu ve tam 10km uzunluğundaydı. Beşiktaş Dolmabahçe arasında DJ eşliğinde müzik yayınının devam ettiğini gördük ve halkın (çok miktarda turist özellikle dikkatimizi çekti) müthiş desteği ve alkışlarıyla binlerce sporsever, birlikte koşmanın keyfini çıkardı hep birlikte.

Bir spor şöleniydi dün akşam yaşadıklarımız ve iyi ki kaçırmamışız oldu yarış sonundaki düşüncelerimiz.

Yarış bittiğinde çok akıllıca ve sporcunun ihtiyacı iyi düşünülerek hazırlanan yedek tişört, bileklik ve yiyecek içecekler de koşunun daha bir keyifli olarak sonuçlanmasını sağladı.

Emin değilim ama finiş anında zamanı otomatik olarak tutan sistemin yanısıra otomatik olarak o anın görüntülendiği bir fotoğraf çekimi de olmuş olabilir. Eğer öyle ise ayrıca tebrik ediyorum organizasyonu ve heyecanla bekliyoruz finiş anı fotoğraflarını…

Sonuçlar Nike Plus internet sitesinde hızla yayınlandı bugün…

Hazırlanan bu sayfalarda, gerek İstanbul yarışında gerekse tüm dünyada aynı anda koşanlar arasındaki sıralamanızı görmeniz mümkün oluyor. Eminim sırf bu hizmet sonrasında, gelecek Human Race koşusuna daha sıkı hazırlanacak çok fazla koşu sever ortaya çıkacaktır. Çok güzel bir hizmet…

Üstte gördüğünüz üzere yarışa katılan milyonu bulan kişi arasında 125520. sırada yer almışım ve koşu süresi olarak da 1:06:09′luk bir dereceye sahibim. Mesafenin 10Km olduğunu bir kez daha hatırlatalım… Tabii bugün bacaklarım iptal zira eğer hiç koşan bir insan değilseniz, bisiklet kaslarıyla koşu kaslarının ortak paydası yok denecek kadar az ve ciddi olarak dokular zedeleniyor bacaklarda. Ama koştuğum dönemlerde rahatlıkla 45-50 dakika arası koşabiliyordum bu mesafeyi. Belki hanımla birlikte yeniden koşmaya başlarım yakınlarda… Zira çok keyif aldım bu organizasyonda… Istanbul koşusu genelinde ise 1129.’luk olmuş derecem. Yani %10′luk dilime yakınız.

Yarışın 10.000 kişilik katılım kotasının günler önce dolduğunu ve bu sayının yarıdan fazlasının koştuğunu düşünüyorum bu yarışta. Kesin rakamlar sanırım birkaç güne medyaya duyurulur.

Bu satırları okuyan arkadaşlardan koşuya katılan oldu mu acaba? Olduysa aldıkları sonuçları ve yarış hakkındaki düşüncelerini yorumlar bölümümüze bırakırlarsa sevinirim.

Bakalım 2Teker okurları arasında koşmayı seven kaç kişi varmış?

Yarış sonundaki Kenan Doğulu konseri öncesi çok hoş bir havai fişek gösterisi seyrettik arkadaşlarımızla. Ancak yorulmuştuk, acıkmıştık ve evimize dönmek istiyorduk dolayısıyla fazla kalamadık konserde. Biliyorum ki çok fazla sporsever Kuruçeşme Arena’da güzel bir gece geçirdiler.

Bir dahaki Human Race yarışının katılım kotasının çok daha hızlı dolacağına adım gibi eminim…

Çok iyi iş çıkardı Nike Türkiye. Tebrik ediyorum. Teşekkür ediyorum…

Paylaşın:
  • email
  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Digg
  • del.icio.us
  • Reddit
  • RSS
  • Print

İlişkili Yazılar

Tags: , , , ,

9 Responses to “Nike Human Race Istanbul”

  1. Ali Özgür Kara 02.09.2008 at 5:40 #

    Öncelikle bu güzel organizasyonu bu kadar güzel anlattığınız için çok teşekkürler.. Ben de organizasyona sizden çok da farklı olmayan düşüncelere sahip olarak katıldım. İlk düşüncem, ne kadar kötü bir organizasyon olursa olsun, hem mültecilere yardım amaçlı kurulan bir kuruma bağışta bulunabilecek (yardım edebileceğimiz 3 kurumdan birtanesiydi) , hem de köprüyü yürüyerek geçecektim. Bu arada Beylerbeyi’ne boğaz turu ile gideceğimizi bilmiyordum, o da ayrı bi güzellik oldu doğrusu. Ama bu karamsarlığın aksine, sizin de dediğiniz gibi muhteşem bir organizasyona şahit oldum. Üzerinden iki gün geçmesine rağmen halen herkese yaşadığım o anları anlatmaktayım, katılamayanlara onlar adına ne kadar üzüldüğümü belirtmekte ve bir daha gerçekleştiği takdirde ilk günden başvurmaları gerektiği yönünde tavsiyelerimi söylemekteyim. Bu arada http://www.nikeplus.com sitesinde gördüğüm üzere, maalesef ortalama hızı en düşük olan il İstanbul ama sebep olarak bizim parkurun köprü geçişini barındırmasını görüyorum zira ben bile köprüden geçişi 20-25 dakikada yaptım sağa sola bakmaktan resim çekmekten kendimi alamayarak :) sadece Dolmabahçe’den Kuruçeşme Arena’ya u dönüşleriyle tamamlanacak bir 10 km parkuru olsaydı, eminim ortalamamız bu kadar düşük olmazdı :) ayrıca parkurda inişlerin çıkışların da uzunluğu hayli fazlaydı, tabii ki bu kadar uzun bir mesafeden bahsederken o inişler çıkışlar da önemli rol oynuyor, köprüden Beşiktaş’a doğru çıkış yapar yapmaz olan uzun rampa ile Barbaros Bulvarı’nı baştan aşağı aşağı doğru eğimli koşmak, ister istemez koşanların ritmini bozuyor.. Nitekim, başından sonuna yaşanan heyecanıyla, etrafınızda yer alan kırmızı Nike tişörtlü yüzleri daima gülen katılımcı insanlarıyla, yarış sonu dağıtılan hediyeleriyle, müthiş Kenan Doğulu konseriyle, kısaca A’dan Z’ye bizlere nefis bir deneyim yaşatan Nike ile tüm emeği geçen kurum ve kuruluşlara binlerce kez teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Size de, organizasyonu son derece güzel bir şekilde betimleyen bu yazınız için minnet duyuyorum, iyi ki yapılmış Human Race İstanbul ayağı, iyi ki katılmışım..:)

  2. Dr.Sehmus Tıgıs 02.09.2008 at 1:17 #

    Öncelikle kaleminize sağlık,çok güzel dillendirmişsiniz.Yarıştan 2 gün önce ABD seyahatinden günde yaklaşık 30 Km yürümüş yorgun halde dönmüş olmama rağmen New york’taki Nike’nin tanıtımını izlemiş olmam her şeye rağmen kayıt yaptırdığım bu yarışa girmemi benim için bir zorunluluk haline getirmişti.
    Cumartesi gecesi diş ağrım nedeniyle uyku gözüme girmedi.Yaşım 44 olmasına rağemn her gün 10 km koşuyorum.Yarışta 45.28 ile İst.74.sü oldum.Her şey mükemmeldi.Maalesef koşuya konsantre olduğum ve diş ağrım tuttuğu için boğazın güzelliklerini izleyemedim.Geçen sene Avrasya maratonu 15 km’ye katılmıştım.Organizasyon çok kötüydü.Mesela t-shirt benim gibi 50 kiloluk ve minyon biri için entari gibiydi.Yanımda poşetli hanımları görünce şaşkınlıkla hanımefendi hem çipsiz hemde poşetlisiniz nasıl koşacaksınız? diye sorduğumda aldığım yanıt beni şoka sokmuştu:Biz köprüde kahvaltı için yer kapıcağız…Umarım Bu yılki Avrasya Maratonu bu organizasyon gözönünde bulundurularak daha iyi hale getirilir.
    Sağolsun Nike yetkilileri bizim gibi elit atletleri siyah bileklikle ayırıp <>olanak sağladılar.Bu güzellikler bütünü için emeği geçenleri ve katılanları kutluyorum.
    Uz.Dr.Şehmus Tiğiş
    Çocuk Sağlığı Ve Hast.Uz
    Üsküdar

  3. Emre Yıldırım 02.09.2008 at 3:47 #

    Şimdi bu güzel yorumları gördükçe yeniden koşuya dönmem gerektiğini düşünmeye başlıyorum. Gelecek sene ben de 45 dakikaları hedefleyerek koşacağım… Nike’ın insanları böylesine pozitif düşüncelere yönlendirecek bir organizasyon düzenlemiş olması da markaların büyük marka olabilmek için nasıl çalışmaları gerektiğine en güzel örnek olduğu düşüncesindeyim… Tekrar teşekkürler Nike!..

  4. Cagin IPEKOGLU 03.09.2008 at 12:00 #

    Selamlar,

    Emre gercekten harika ozetlemissin olayi, ekleyecek bir kelime bulamiyorum. Ben Izmir’den gelmistim istanbula kosu icin, 3 sene once basladim kosmaya, yasim 32. Galler’de yasarken, kapali, yagmurlu ama bol oksijenli ortamda basladigim icin cok sansliydim kosmaya…birakmamaya calistim, 5-8-10-15km diziler yaptim kendime, “jeff galloway’s book on running”,kitabi tabiki de tavsiye ederim kosmak isteyen arkadaslara! onca kalabaligin icerisinde tek basima olmak biraz duygusal bir karaktere sahip olmamdan dolayi beni cok etkiledi, ozellikle bogazici koprusunden gecerken, saga sola bakarak, dostlarim ve ailem icin sanki bir turbedeymiscesine dua eder buldum kendime, sonra kendi kendime gulup, temposu 9-10km/ saat olan, kisa shortlu, pilot yuzbasi gorunumlu ve yesil bileklikli birini takip etmeye basladim (benim bilekligim mavi idi)…zannettim ki yesil bileklikler 50 dakikanin altinda kosanlar…6.km ye kadar bu arkadasi takip ettim, ben 11 km/saate ciktigimda, kendi tavsanimi gecmistim…daha sonra besiktas iskelesi civarinda bir de baktim ki, hakikaten normalden iyi gidiyorum…keske cikista oyalanmasaydim diye dusunurken birden karanlik bir boumde buldum kendimi ve hayal meyal gordugum insanlarin arasindan hizlanarak 800m yazisini gordugumde, an bu andir Cagin dedim kendi kendime…finish i gordukten sonra kendi kendime cigliklar attim…insan hakikaten bu anlarda yalniz olmamali…finish’de arkadaslarim olsaydi keske dedim icimden…fotografimi bile cektirememistim derken 2 bayan gordum..ellerinde fotograf makinesi yarisanlarin fotograflarini cekiyorlar…hollandalilarmis…rica ettim, fotografimi cektiler…email ile bana fotografimi daha sonra gondermelerini istedim, gulerek ve sevgiyle bunu yapacaklarini soylediler…cok sevinmistim…yuruyerek ortakoy’de oturan arkadasimin evine gittigimde saat 21.20 idi…ters yone yururken insanlari alkislamayi unutmustum…50 dakikanin altina indigimi zannetmistim ama ptesi sabah 7.20 ucagiyla izmire donup, ise gittikten sonra 56 dakika 30 sn ile istanbulda 537. oldugumu gordum…dunyada ise 66780. olmustum…skor degil de kosu suresi onemliydi benim icin…1 saatin altinda kalabildigim icin cok memnunum…izmir’den gidip bunu yaparken efsanevi karakter olan babam soyle demisti “oglum sen simdi istanbul’a kosmaya mi gideceksin?e surdan cesme’ye kossan, ordan geri gelsen 12km eder, hadi kesmedi ilica’ya kosarsin, bir suru de benzinci var, susadigin yerde su alir icersin…” demisti…harcanan paranin degil de bogazici koprusunden gecerken etrafa saskin saskin bakisim ve aklimdan gecen huzur, mutluluk duygusu tarifsiz ve pahi bicilemezdi, hala tuylerimi dusundukce diken diken yapiyor…yapmakta…

    Barbaros yokusunu inerken gereksiz bir depar attigim icin diz kapaklarimin onundeki sivi, doku herneyse, sanirim bayagi zorlandi…tam olarak ne dedigimi bilemiyorum ama okuyan bir ortopedist arkadas sanirim daha ayrintili aciklayabilir…1 gun sonra birsey yok gibi, bugun bir 5km yaptim, iyiyim…

    NIKE Turkiye’ye sonsuz tesekkurlerimi buradan sunmak isterim…harika bir organizasyondu…

    Pet siseleri belediye toparlayabildi mi acaba…ben barbaros yokusunda elime aldigim siseyi bukup, en kucuk hale getirip elimde tasimisim, finsihe varinca farkettim…”bu ne ya elimdeki?” diyerek…

    her katilimciyi tebrik etmek isterim…
    sevgiler.

  5. Erkan 05.09.2008 at 12:06 #

    Ya bir sorun var bende koştum bu yarışta ama isim ve soyadımı girdiğimde bu isimdeki başkabirisi çıkıyor göğüs numaram ve sürem tutmuyor.
    4 gündür kimseye ulaşamadım ücretsiz bir hat var diyorlar arıyorum açan yok, organizasyon öncesi iyi sonrası tırışka
    kusura bakmasınlar ama reklamın çıktığı ilk gün kayıt yaptırdım ne hevesle ne kaçıncı olduğumu biliyorum ne de sürelerimi
    mağazaları bile aradım 0800 lü numara kimse bişey bilmiyor
    bu sonuçlar kısmında neden isimle arama yaptığımızıda anlamış değilim
    göğüs numaram var çip numaram var bunlar tek ama aynı isim ve soyadından onlarca olabilir.
    Üzgünüm…

  6. Emre Yıldırım 05.09.2008 at 12:19 #

    İsim ve soyadınızı bir de ingilizce harflerle yazmayi deneyin derim. Belki cikabilir. Benim esimin ismi türkçe harflerle sonuç vermemişti…

  7. HAKAN PALA 13.09.2008 at 9:17 #

    Düşünceler o kadar güzel ki;koşmak ise mükemmel ben de katıldım 10 yaşımdan beri uzun mesafe koşuyorum.10 yaşımda babamın sayesinde başladım zaten o da koşucu Avrasya Maratonu halk koşusunda koşma hayatına atıldım ve şu anda 19 yaşındayım.Her yıl katılırım maratona Nike’da mükemmel bir organizasyon yapmış emeği geçenlere teşekkür ediyorum.Ben de İstanbul klasmanında 50.oldum.Dünya klasmanında ise 9140.oldum.Daha fazlasını yapabilirdim ama iş hayatında fazla çalışınca ikisi bir olmuyor.yine de iyi bir derece 44.46 sn.38-40 dk arasında koşmam gerekiyordu.Türkiye’nin atletizmde tek sorunu sporcuya destek vermemesi o yüzden diğer ülkelere göre düşük performans sağlanıyor.

  8. roya angejiheidari 16.09.2008 at 2:09 #

    ben de kostum.. hem ruyalarima giren bogaz koprusunu gecmek icin, hem yuzbinlerce dunyali ile ayni hisleri, kasilmalari!! paylasmak icin, hem arkadaslarimla (Emre Yildirim ve sevgili eşi Ebru da dahil) kosmak icin.. organizasyon ile ilgili Emre arkadasimin sozlerine olumlu yönde katiliyorum. Ancak olumsuz bir elestiri yapmak isterim. Koşunun 2500 metrelik etaplarinda su istasyonlari vardi ancak seker istedigimde “finish’de var” cevabini aldim. Finish’teki seker kosu sirasinda ihtiyacimi ne kadar karsilar bilemem ama zor anlar yasadigimi soyleyebilirim. Avrasya kosusunda boyle bir sorun yasamamistim oysa ki. Her organizasyonun birbirinden görüp tamamlayacağı ufak tefek tüyolar var sanirim. Amaç hep daha eksiksiz organizasyonlara imza atmaksa eger.. Ama bunun yanisira Nike’in “Istanbul’damiyiz yoksa nerde??!” coskusunu yasattigi icin kocaman bir tebrik ve tesekkuru hak ettigini dusunuyorum.

  9. yılmaz tuncel 23.09.2008 at 4:19 #

    koşmasaymışsın =) ben 46 dk de koştum ama önmli olan sonç diil oraya katılmak tebrikler

Leave a Reply