Dağ bisikleti doğada icra edilen bir spor. Son dönemde sürekli olarak sık otlarla kaplı bir patikada pedal çevirdiğim için “kene olayı” ve “kongo kanamalı virüsü” konusundaki haberler özellikle dikkatimi çekiyordu. Bu konuda Dr. Murat Fırat imzalı bilimsel temele dayalı derli toplu bir yazı elime geçtiğinde de 2Teker’de konuya deyinmenin zamanının geldiğini düşündüm. Aslında gerek Türkçe gerekse İngilizce Wikipedia’da da konu ile igili gayet detaylı bilgiler yer alıyor. İşte kenelerle başedebilmenin püf noktaları ve alınabilecek bazı pratik önlemler…

Kene, bilinirliği son dönemlerde artmış olsa da doğada öteden beri yaşayan canlı türlerinden birisidir. Sadece ülkemizde yaşayan bir canlı da değildir. Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Asya’ya değişik iklimlerde varlığını devam ettirmektedir. Değişik bölgelerde farklı türleri yaşam sürdürmektedir. Daha çok orman alanları ile çalılık, bodur bitkili, yüksek otlu alan sınırlarında, yabani hayvanların yaşadığı bölgelerde ve hayvan barınaklarında yaşamayı tercih etmektedir. Soğuk dönemde saklandığı yerlerden ilkbaharla birlikte ortaya çıkar.

Kenelerin yaşam süreçlerine bakıldığında; yumurtadan çıkan keneler beslenmek için kana gereksinim duyar. Bu dönemde daha çok sıcakkanlı küçük hayvanları ve kümes hayvanlarını kendisine konak olarak seçer ve onların üzerinden kan emmeye başlar. Doyunca kendiliğinden konağı terk eder. İkinci kez konak gereksinimi yumurtlama dönemindedir. Bu dönemde yaşam bölgeleri olan yüksek otlu ve çalılık alanlara yaklaşan sıcakkanlılara ulaşmaya çalışır. Bu konak, kuşlardan insanlara kadar farklı canlılar olabilir. Konak üzerinde yaklaşık bir hafta kadar kalarak kan emer. Kan emmek için yapıştığı yerden kolay ayrılmaz (kene gibi yapışmak).

Kenelerin farklı türleri değişik hastalık etkenlerini taşıyabilmektedir. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünü taşıyan Hyalomma Marginatum tipi keneler ülkemizde daha çok Kelkit Vadisi; Çorum, Amasya, Tokat, Sivas; Yozgat civarında yaşarken Marmara, Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgelerinde Ixodes tipi kenelerin yaygın olduğu bilinmektedir. Ixodes tipi kenelerde KKKA virüsüne rastlanılmamakla birlikte bu tip kenelerde Lyme hastalığı denilen farklı bir hastalık etkeniyle karşılaşılmaktadır. KKKA hastalığı nedeniyle son dönemlerde ölümler ortaya çıktığı için bu hastalığa yönelik bir duyarlılık oluşmasına karşın bu tip virüs taşımayan keneler için herhangi bir tehlike olmadığı gibi bir mesaj oluşmaya başladı. Oysa Amerika, Avrupa ülkeleri ve bizde daha yaygın olan kene tipinin yol açtığı Lyme hastalığına da dikkat etmek gerekiyor.

Kene tiplerinin genel olarak yaşamayı tercih ettikleri alanlar olmakla birlikte kan emmek için üzerinde bir hafta süreyle kaldığı konağın hareketiyle farklı alanlara yayılabildiğini görmekteyiz. Yabani hayvan hareketleri, küçük ve büyük baş hayvanların farklı bölgelere taşınması ve özellikle kuşların hareketleri, kenelerin farklı bölgelere taşınmasında önemli rol oynamaktadır. Doyduğu için konağın göçtüğü bölgede konağı terk eden kene, uygun üreme ortamı bulursa burada yumurtlayarak çoğalabilmektedir. Bir seferinde 5.000-7.000 yumurta yumurtladığı dikkate alınırsa yayılabilme olasılığı daha iyi kavranabilir. Bu nedenle, kenelerin etkenlerini taşıdığı hastalıkların, belirli bölgelerle sınırlı kalmadığı ve yayılabildikleri görülmektedir. Buna en iyi örnek de, 2002-2003 döneminde ülkemizde 5 ilde KKKA hastalığı görülmüş olmasına karşın şu anda bu hastalığı taşıyan kenelerin 33 ilimizde görülmüş olması ve bu kenelerin ısırması sonrası bu illerde hastalığın ortaya çıkmış olmasıdır.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığına, ülkemiz yanında Orta Afrika, Doğu Avrupa ve Batı Asya ülkelerinde rastlanılmaktadır. Hastalık, doğrudan kenenin insanı ısırması yanında kenenin ısırmış ve virüsü bulaştırmış olduğu hayvanların bir hafta içinde kanları ile temas sonucu da insanlara bulaşabilmektedir. Ayrıca hasta insanın ter, salya, kan ve atıkları da bulaşmada rol oynar kabul edilmektedir. Kene ısırmasından sonra 1-3 gün içinde ortaya çıkan yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, karın ağrısı, aşırı halsizlik, bulantı-kusma bulguları ile 3-10 gün arasında ortaya çıkan cilt kanaması, kanlı balgam ve kanlı dışkı/idrar gibi bulgular bu hastalığın göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu durumda sağlık kurumuna başvuru yapılması gerekiyor. Kene çıkartıldıktan sonra hastalık bulguları ortaya çıkıncaya kadar koruyucu olarak yapılabilecek herhangi bir işlem mevcut değildir. Hastalığın henüz bir tedavisi de yoktur. Hastalık sürecinde gelişen tabloya göre destek tedavisi uygulanıyor (ateşin düşürülmesi, sıvı kaybının yerine konması, kanamayı önleyici yaklaşım ya da kan takviyesi gibi). Hastalığın ortaya çıkmasını engelleyecek bir aşı da bulunabilmiş değildir. Kenenin ısırdığı hayvanlarda bu hastalık tespit edilebilmiş değil, yalnızca insanlarda görülüyor.

Lyme Hastalığı, keneler tarafından taşınan bir etkenle ortaya çıkan, deri lezyonu, kronik eklem rahatsızlığı yanında başta sinir sistemi olmak üzere akciğer ve kardiyolojik bulgular yaratabilen bir hastalıktır. Beyin ve beyin zarı tutulumuna da neden olabilir. Kene ısırmasından uzun süre sonra ortaya çıkabilir. ABD (kuzey doğu, orta batı ve batı bölgeleri), Avrupa ülkeleri (Avusturya, Almanya gibi), Japonya ve Çin’de de görülmektedir.

KKKA, daha hızlı seyredip hastalanan kişilerde ölümcül seyretme oranı % 5-8 civarındadır. Ülkemizde bu hastalık nedeniyle 2007 yılında 33, 2006’da 27, 2005’de 13 ölüm olmuştur. Lyme ise daha yavaş seyirli ve kronikleşen bir hastalık türüdür.

Bu bilgiler doğrultusunda, kenenin hastalık taşıyıcısı olarak riskli bir canlı olduğunu bilmeli ve ona göre önlem almalıyız. Haftasonları İstanbul hastanelerine yüzlü sayılarda kene çıkartılması için başvuru olduğunu biliyoruz. Anadolu’da kene yapışan kişilerin daha çok tarlada çalışan kişiler olduğu ve fakat İstanbul’da 0-10 yaş çocuklarda daha fazla görüldüğüne dikkat etmek gerekiyor. Bunun nedeni, çocukların daha fazla yeşil alanlarda oynaması ve sokak hayvanları ile temas etmesi olabilir.

Son yıllarda kene temaslarının artışında, küresel ısınma nedeniyle kenenin üreme sürecinin kolaylaşması ve yumurtadan çıkan kenelerin yaşamlarını devam ettirebilme olanaklarının daha da artması olduğu belirtiliyor. Keneleri doğadan yok etmek gibi bir yaklaşım olamayacağına göre keneler ile yaşamayı öğrenmeliyiz. Keneler, çok sayıda yumurtlamaları ve hemen tüm hayvanlar ile taşınabildikleri için hızla yayılabiliyorlar. Piknik alanı gibi bölgelerin ilaçlanmasının çözüm olmadığı da biliniyor. İlaçlamadan yalnızca keneler değil tüm canlılar etkilenmektedir. Bunlardan bir kısmı kene yumurtaları ile beslendiğinden olumsuz bir tablo da ortaya çıkabilmektedir. Kuş ve tavukların keneleri yok etmeleri savı da çok tartışmalıdır. Bu hayvanlar da kenelerin beslenme ve üremeleri için gereken konaklar arasındadır. Kuşların üzerine yapışan kenelerin bu yolla çok uzak bölgelere taşınabildiği bilinmektedir.

Keneler Bu İşi Nasıl Yapıyor?
İyi hazırlanmış bir video ile kenelerin insan (hayvan) vücuduyla ilk teması ve sonrasını birlikte izleyelim isterseniz…


Hyalomma Marjinatum from Umut Utku Yardımcı on Vimeo.

ALINABİLECEK ÖNLEMLER

  • Keneler çalılık, sazlık veya yüksek otlu alanları tercih etmektedir. Bu alanlara girerken, vücuda sıkılan ya da dış giysilere emdirilen kene kovucu ilaçlar kullanılabilir. Kene kovucu ilaçlar, 4 saate kadar etkili olup kenenin yaklaşmasını engellemektedir.
  • Yaşam alanlarımızın yakınındaki yeşil alanların çimleri daha sık biçilerek yaşam alanlarımıza ulaşmaları engellenebilir.
  • Yaban hayvanları yanında sokak hayvanlarının da keneler için taşıyıcı konak olduğu unutulmamalı, kendi beslediğimiz hayvanlara kene kovucu tasma ya da ilaç kullanarak önlem alabiliriz.
  • Yeşil alanlara gittiğimiz zamanlarda uzun paçalı/kollu giysiler tercih etmeliyiz. Kenelerin uçmadığı, yere yakın yaşadığı, yürüyerek tırmandığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle vücuda ulaşmalarını engelleyici her önlem temas olasılığını azaltacaktır.
  • Yeşil alan dönüşlerinde tüm vücut bölgeleri dikkatlice gözden geçirilerek kene kontrolü yapılmalıdır. Özellikle çocuklar için bu kontroller atlanmamalıdır. Saçlı deri dahil her bölgede bulunabilir.
  • Vücutta kene tespit edilirse öncelikle sakin olunmalıdır. Cilt yüzeyinde yürür haldeyse henüz yapışmamıştır ve bir an önce silkerek uzaklaştırılmalıdır. Eğer sabitse, dokununca hareket etmiyorsa ısırmış ve kan emmeye başlamış demektir. Bu durumda herhangi bir kimyasal madde ya da keneyi kaçıracak yöntem (sigara bastırmak, kolonya, alkol ya da sinek kovucu ilaç) kullanmak doğru değildir. Bu yöntemler kenenin vücuda virüsü bırakma sürecini hızlandırabilir.
  • Kenenin hastalık etkenini vücuda bulaştırma olasılığını azaltmak için en kısa sürede çıkartılması sağlanmalıdır. Zarar vermeden keneyi çıkartma yöntemleri:
  • Keskin olmayan bir penset ya da cımbız aracılığıyla kene deriye yakın bir noktadan yakalanarak yavaşça oynatılarak, çekilerek vida gibi çıkartılmalıdır. Yandaki fotoğrafta görmüş olduğunuz Kene Penşeti (Forsepsi) Veterinerlerde ve Medikal ürünler satan dükkanlarda bulunmaktadır. Örneğin şu linkte Blister marka bir forseps 3YTL civarı satılmakta.
  • Kenenin deriye bir miktar gömüldüğü bilinerek mümkün olan en derin yerden kavranmalıdır. Kene çıkartıldıktan sonra bölge sabunlu suyla yıkanmalıdır.
  • İnce ve sağlam bir iplik deriye en yakın noktadan kenenin başının etrafına dolanarak yavaşça çekilip çıkartılabilir.
  • Yakındaki bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanabilir.

Kene’nin  Vücuttan Nasıl Çıkarılacağını Anlatan Uzman.tv videosu sanırım kafalardaki soru işaretlerini iyiden iyiye azaltacaktır.

Kenelerin doğanın bir parçası olduğu unutulmadan ve onlarla birlikte ama onlardan korunarak yaşamayı öğrenmekten başka bir yolumuz yok. Başka birçok hayvan gibi keneler de hastalık etkenleri taşıyorlar. Küresel ısınma ya da çevre kirliliği gibi insan eliyle yaratılan olumsuz durumlar doğadaki dengelerin değişmesine yol açıyor. Bunun sonucu olarak tropikal hastalıklar yer değiştiriyor, çevresel etkenler nedeniyle flora ve fauna değişime uğruyor, bazı canlı türleri ortadan kalkarken diğer bazılarının üreme süreçleri hızlanıyor. Kullanılan kimyasallar pek çok istenmeyen etki ortaya çıkartıyor ve canlılardan bazıları yaşam süreçlerinde değişim/dönüşüm yaşamak zorunda kalıyor. Tüm bu süreçler yeni sağlık sorunlarıyla karşılaşmamıza ve yeni hastalıkların farklı formlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.

İnsanların doğanın bir parçası olduğunu unutmadan, doğayla barışık yaşamadığı sürece kendi geleceklerini de ipotek altına aldıklarını kavramaları gerek.

Çevrenin ve doğanın korunmasında her bir bireye de görev ve sorumluluk düştüğünü unutmadan sağlıklı günler dileklerimle.

Son Olarak Kırım Kanamalı Ateşi ile ilgili ‘Uzman Görüşlerini’ bir de Uzman.tv”den izleyelim isterseniz…Hazırlayan:

Dr. Murat FIRAT
Halk Sağlığı Uzmanı

Son olarak sizlerle internette Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı ile ilgili yer alan önemli iki bilgi bilgi kaynağını paylaşmak isterim.

(Aşağıdaki kaynak linkleri bisikolog.blogspot.com adresinden alınmıştır. Güncelleme 21.09.2008)

  1. Sağlık Bakanlığı’nın hastalıkla ilgili hazırladığı internet sitesine bu linkten ulaşabilirsiniz.
  2. Uzman.tv pek çok konuda olduğu gibi ülkemizde özellikle 2008 yılında iyiden iyiye popüler (ve korkulur) hale gelen bu hastalıkla ilgili hatırı sayılır sayıda video yayınlamış. İşte söz konusu videoların izlenebileceği Uzman.tv sayfası.
Bu Yazıyı Paylaş
[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Mixx] [Reddit] [Sphere] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]



Konuyu 2Teker Forum'da Tartışın

İlginizi Çekebilecek Yazılar



2Teker RSS Üyelik 2Teker E-Bülten Üyelik

Bu yazı hoşunuza gittiyse eğer 2Teker E-Bülten üyeliği için e-postanızı bırakarak yayınlarımızı düzenli takip edebilirsiniz: