Bisiklet sürerken yere ayağınızı koymadan sabit nasıl durabileceğinizi öğrenmek ister misiniz?..

Hayattan farklı zevkler, heyecanlar edinmenin peşine mi düştünüz son günlerde? Trafikten ve “sosyal spor alanlarından uzak” özgürlüğü yeniden keşfedeceğiniz yeşil ormanları keşfe mi çıkmak istiyorsunuz? Haftasonu gerçekleştirdikleri heyecan dolu geziyi ve yeni buldukları heyecan verici patikayı ballandıra ballandıra anlatan arkadaşlarınıza mı özeniyorsunuz? Çocukluğunuza geri dönüp bisiklet üzerindeki mutlu, tasasız günlerinize geri dönmek için can mı atıyorsunuz? Siz dağ bisikleti hastalığına yakalanmışsınız. Tebrik ediyoruz. Peki şimdi ne yapacağız? Tabii ki yeni dağ bisikletinizi birlikte seçmeye çalışacağız. Başlayalım mı ne dersiniz? (more…)

Eğer iç lastik kullanıyorsanız bence her daim Presta sibop türünün kullanmakta fayda var. Hem normal el pompanızla bu tür sibopları şişirmek daha kolaydır hem de Schrader (Araba Tipi) siboplar gibi jantınızdaki sibop deliğini büyütmenize gerek kalmaz. E daha hoş gözüktükleri de bir gerçek. Ancak Presta sibopların kimisine göre “ufak” kimisine göre “çok önemli” bir dezavantajı var: Benzin istasyonlarında yer alan hava basma makinelerinde kullanılamıyorlar. Bir diğer dezavantaj ise ki herkesin isteyeceği birşey değil… (more…)

İç lastik kullanılmayan “Tubeless Lastikler” halen çoğu dağ bisikletçisi için bilinmezliğini koruyor. Günümüzde, klasik “iç lastiklilerden”, “tubeless”e geçişte kullanılabilecek pek çok ürün ve çözüm yolu bulunuyor. Tubeless lastiklere geçiş neden önemli? Böyle bir değişimin ne gibi getirileri bulunuyor? Tubeless lastiklere geçiş zor mudur? gibi pek çok soru eminim aklınıza geliyordur… Önümüzdeki günlerde birkaç yazıda toparlamaya çalışacağım konu ile ilgili yaptığım araştırmalar sonucunda elde ettiğim bilgiler pek çok 2Teker okurunun konu ile ilgili yeterli bilgi edinebilmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum. Tubeless dünyasının gizemli dünyasını birlikte keşfedelim ister misiniz? Buyrun öyleyse… (more…)

Her dağ bisikletçisinin (ve tabii bisikletçinin) hayalidir patlamayan lastiklere sahip olmak. Nasıl olmasın ki? Sürüşünüzün en keyif aldığınız noktasında ortaya çıkan bir patlak insanın nasıl da canını sıkar öyle değil mi? Hele bir de yarışıyorsanız, lastik patlaması sonucu oluşan zaman kayıpları, aylar boyu gerçekleştirdiğiniz antrenmanlarınızın sonucunu alamamanıza pekala neden olabilir. Bu konuya çözüm bulabilmek için “Tubeless Lastik Sistemleri” geliştirilmiştir ancak bu sistemler için de “sisteme” uygun jant seti ve özel lastikler gereklidir. Bu da yapılacak fazladan asgari 200 USD’lık yatırım anlamına gelmektedir. Peki bu işin kolay ucuz bir yöntemi yok mudur? Tabii ki var: Bu kez standart dağ bisikleti lastiklerimizi “iç lastiksiz” yani “tubeless” hale getiriyoruz. Nasıl mı? Buyurun yazımızın devamına…

(more…)

Bu yazı 2004 yılının Kasım’ında yazılmıştır. Ancak halen büyük bir keyifle kullanmakta olduğum ve bu yazıda proje konusu olan teker setlerimi “Tubeless Teker Setleri” haline dönüştürmeye karar verdiğimde bu yazının halen ne kadar güncel konuları işlediğini düşündüm. MTBTR döneminde yazdığım yazıyı bu kez 2Teker sayfalarına taşımanın yerinde olacağını düşündüm. Unutmayın ki aradan geçen 4 yıllık zaman, malzeme ağırlıklarında ufak azalmalar ve teknoloji gelişimi, fiyatlarda ise yukarı hafif yükselişler göstermiş olabilir! Shimano malzemeler halen günümüzde USD bazında satılmakta olup diğer tüm ürünlerin fiyatları EUR bazında seyretmektedir. Bu yazıdaki çoğu bilgi ve teker kurma stratejisi günümüzde aynen geçerli olup malzeme çeşitliliği Türkiye piyasasında çok daha fazla artmış durumdadır. Akılda tutulması gereken anafikir, göbekler ve tellere fazla para harcamak, jantlarda ise aşırıya kaçmamak olmalıdır. Yazımız işte aynen şöyle başlıyordu:

(more…)

Dağ bisikletleriyle 90′lı yılların başlarında ilgilenmeye başladım. O zamanlar Türkiye’de şimdi olduğu gibi kaliteli bisiklet ve malzeme bulmak pek mümkün değildi. Malzemeyi bırakın, ciddi olarak dağ bisikleti kullanan insan sayısı dahi bir elin parmaklarını aşmazdı. Dünyada bu iş nasıl yapılıyor merak eder dururdum: O dönemde Yeşilbisiklet‘ten Gürsel Akay dağ bisikletini bir yerlere getirebilmek için çalışan “bence” yegane insandı. Tek bir mekan ve insanla yetinemeyecek kadar bu işe meraklıydım. İlk ciddi dağ bisikletimi almadan bir yıl önce dağ bisikleti dergilerine abone olduğumu hatırlıyorum. (more…)

İlk dünya bisiklet futbolu dünya şampiyonası 1930 yılında düzenlenmiş. Erkek egemen bir bisiklet disiplini olan “Bisiklet Futbolu” 2 kişilik iki takımın her biri 7 dakika süren 2 devre üzerinden oynanan bir spor aslında. At kılından içi doldurulan 18cm çapında bir topla oynanan oyunda sporcular ister ön isterse arka tekerleriyle topa vurabiliyorlar. Vurulduğunda topun hızı saatte 60 km’ye kadar çıkabiliyor. Penaltı alanı içerisinde kaleci ellerini kullanabiliyor. Kullanılan kalelerin ebatları ise 2m’ye 2m. Tıpkı klasik futbolda olduğu gibi fauller serbest vuruş ve penaltılarla cezalandırılıyor. Özellikle Almanya’da 10.000 lisanslı sporcunun iştirak ettiği bu spor dalı, dünyada en çok Almanya’da popüler. Gelin isterseniz birlikte spor ne menem birşeymiş birlikte izleyelim.

(more…)

Yeni bir bisiklet edinilirken ilk akla düşen sorulardandır: “Bisikleti Toplamalı Mı?” - “Hazır Modellerden Birini Mi Tercih Etmeli?”. Ben her iki seçeneğin de farklı durumlarda, farklı kullanıcı profiller için iyi sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Yani “mutlaka bisikleti toplamalı” diyenlerden değilim! Ancak benim gibi elinizde eski bisikletlerinizden kalma kaliteli pek çok parçaya sahipseniz, “Toplama” seçeneği neredeyse kaçınılmaz hale geliyor. İsterseniz gelin sizlere “Specialized S-Works Yarı Sabit Karbon Gövde” üzerine yüksek fiyat/performans oranına sahip parçaları kullanarak kurduğum ve çok severek kullandığım bisikletimi daha yakından tanıtayım. “Bisiklet Toplamayı” düşünen bisikletseverler için bu yazının oldukça yararlı olacağına eminim.

(more…)

Amerika’lı Mark Weir dünyanın en ünlü serbest sürüşçülerinin başında gelir. WTB ve Santa Cruz bisikletlerinin yıldızı sporcunun üstün sürüş yeteneklerinin ötesinde bir başka önemli özelliği bulunuyor: “Pump Track”ler inşa etmek. Nedir bu “pump track” olayı diyecek olursanız, boş bir arazide, evinizin arkasında, bahçenizde kurabileceğiniz akıllıca tasarlanmış ve konumlandırılmış bir dizi tümsek ve dönüş (viraj) içeren sürüş parkuru diye tasvir edebiliriz sanırım. Pump Track’lerin en önemli özelliği uzun mesafeler katetmeden evinizin çok yakınında belki arka bahçenizde sürüş tekniğinizi olağanüstü geliştirecek eğitici ve eğlendirici bir dağ bisikleti parkurunu kendiniz kurabilecek olmanız. Nasıl mı?
(more…)